site temizliği ve toplum bilgi
lerini bile yeni yükümlülükler alüna konulmuş olarak yenide^ almak üzere ona bırakmak zorunda kalan bu kişilerden, fianç içi hizmetkârın bağlılığma benzer bir bağlılığa katlanmalar^, beklemek, bu kadar istenen iman yernirıirıin tüm yaşamsj) içeriğinin boşalmasıyla sonuçlanacaktı. İnsandan insana ba-ğımlılık, kısa sürede, yalmzca topraktan toprağa bağımlılığı,, sonucu oldu.Kalıtsallığın kendisi de, iki soy arasmdaki dayanışmay pekiştirmek yerine, tam tersine bağın gevşemesine yol açü, çü,,. kü her şeyden önce topraksal çıkarlara uygulamyordu: Mirasçı, yalmzca fîefini korumak amacıyla biat yemini ediyordu. Sorun, şövalyeliğin onursal fiefleri gibi, site temizliği fİefı yaşam süresiyle sınırlı olarak verilmiş birinin davamn taraflarından birinin vasali olması durumunda tamkhğımn taraflı olabileceğinden kuşkulanılacağım kabul etmektedir: Çünkü, mirasla geçen bs^milı-ğın etkisi, o dönemde, daha zayıf görülüyordu.^^
zanaatkârlarm sıradan fieflerinde de ortaya çıkıyordu. Her iki durumda da, görünüşte benzer yolla çözüm bulunmuştu. Bir ressamın ya da bir dülgerin oğlu, ancak aym zanaatı sürdürürse babasınm mallarına ardıl olabiliyordu.Aym şekilde bir şövalenin oğlu da, ancak babasmın hizmederini sürdürme yükümlülüğünü üsde-nirse aym fief beratım elde edebiliyordu. Fakat, kolayca söz veren ve sözünü hiç tutmayan bir savaşçınm bağklığma göre, nitelikli bir işçinin becerisi gerçekte çok daha güveniliri Çok anlamh bir saptama yapan 1291 tarihli bir kanunname, Fransız Kraliyet Mahkemesi yargıçlarına karşı ileri sürülebilecek red gerekçelerini sıralarken,
Özgürce seçirnini yapma duygusu o denli unutulmuştu ki, vasalin fiefi ile birhkte vasalhk görevlerini de terk etmesi ve senyörün tarlaları, koruları ve şatolarıyla birlikte adamlati'
22' örneğin ressam fiefi, B. de BROUSSILI.ON, Cartukin de l’ahbt^e de Sainl-AnİM II, no. CCCCVlll.
222 Ch. V. LANGLOIS, Texles rektifs â l’hütoin du ParUment, no. CX1, c. 5 bis.
bağlılığım da vermesi ya da satması her gün görülmeye ; sıradan olaylar haline gelmişti. Kuşkusuz fİef, ilke
ıJ(, senyörün izni olmaksızın el değiştiremezdi.site temizliği Kuşkusuz fjsaller, kendi açılarından, ancak rızaları alımrsa fieflerin el değiştirebilmesini istiyorlardı. Bu hakkın resmen tamnması, 1037’de, İmparator Conrad tarafından İtalya’daki vavasörlere verilen lütuflardan biri olarak gerçekleşti. Bununla birlikte, uygulama, bu zayıf engelleri ortadan kaldırmakta hiç gecikmedi. Yalmz Almanya’da (göreceğimiz gibi, olağanüstü hiyerarşik yapısı sayesinde bu aşırılıktan hemen hemen korunmuştu), feodal ilişkilerin ticarileşmesinin, ek olarak, güçlü bir adamın kendisinden çok daha zayıf birinin “ağızdan ve elden” adamı haline gelmesi gibi saçma bir sonucu oldu: Küçük bir şato sahibinin toprakları içinde bulunan bir fiefî ele geçirmiş olan büyük kontun, boş bir gelenek dolayısıyla katlanmak zorunda kaldığı biat törenini hiç ciddiye almış olduğu düşünülebilir mi? Nihayet, mutlakhk burumunun kurtarma girişimine rağmen, kendisi de bağın zayıflamasımn bir sonucu olan biatlarm çokluğu, vasalliği, etkili bir biçimde işleme olasılığının bulunmadığı noktaya kadar geriletmekle sonuçlandı, Yasal, bağhhğı sürekli olarak elde edilen armağanlar ve insan ilişkileriyle beslenen bir silah arkadaşhğından, hizmet ve itaat borcunu ödemekte çok da gönüllü olmayan bir çeşit kiracılığa dönüşmüştü. Bununla birlikte, kısıtlayıcı bir etken varlığım sürdürüyordu; Edilen vasal yeminine saygı. Yeminin blâ bir etkisi vardı. Fakat, kişisel çıkarın ya da tutkunun etkisi ağır bastığı zamanlarda, bu soynıt engel çok fazla direne-miyordu.
Bu durum, vasaUik ilk niteliklerinden tamamen uzaklaştı-& ölçüde belirginleşiyordu. Bu süreçte oldukça farklı aşama-^ vardı. Büyük ve orta derecedeki soylular ile senyörleri olan '^illar ya da toprak hükümdarları arasındaki genellikle çok ^ık ilişkilerde, vasallik duygusunu ölçü olarak benimse-
mek çok vahim bir hata olacaktır. Kuşkusuz, kronikler kahramanlık destanları bizi bunu yapmaya davet eder gjbi rünmektedirler. Bu yüksek görevlilerin açık sadakatsizlik^^ kurgu gibi tarihin de dikkatini çektiğinden, siyasal sahneı^ önplanında dramlar yer almaktadır. Bununla birlikte, bunb Karolenjler ve taklitçilerinin, belli başlı görevlileri bambaşb bir çevreden ödünç ahnmış bir bağla fiilen kendilerine bag. ladıklarım sanarak, aslında çok ciddi biçimde kendilerini al-datmış olduklarmdan başka neyi kamtiamaktadırlar?
